İlhan Sevin yazdı: Çinliler ve Eğitim
Bir ülkenin kalkınmasında en önemli unsur, şüphesiz eğitimdir. Reel sermayeyi kaybedebilirsiniz ama beşeri (insan) sermayesini hiçbir zaman kaybetmezsiniz. Bu nedenle, ülkeler için en önemli sermaye, yetişmiş insan ve bilgidir. Ancak eğitim, üretime dönüştürülmediği sürece harcadığınız emekler karşılığını bulamaz.
Eğitimi sağlıklı bir zemine oturtmak için toplu bir sistemsel bütünlük içinde ele almak gerekir.Bu nedenle:
- Dezavantajlı ve avantajlı bölgelerdeki okullar arasındaki eğitim farklılığı,
- Özel okul ve devlet okulu arasındaki eğitim farkının derinleşmesi,
- Zengin aile ve dar gelirli aile çocukları arasındaki fırsat eşitsizliği,
- Eğitimli aile ve eğitim düzeyi düşük ailenin çocuklarının akademik ve sosyal başarısı arasındaki farklar, çok ciddi anlamda ele alınıp çözüm bulunması gereken konulardır. Eğitime fırsat eşitliği getirecek bir sisteme geçilmelidir. Edirne’deki bir öğrenci ile Bingöl’deki bir öğrenciye aynı eğitim imkânı sağlanmalıdır.
Aksi halde, toplumsal kutuplaşmanın derinleştiği ve sosyolojik sınıfların oluştuğu bir duruma doğru ülke maalesef sürüklenir.
1980’li yıllarda Çin aynı durumdaydı. Bakın, Çin bu duruma nasıl çözüm buldu: Şanghay, Çin’de 1980’li yıllarda nitelikli eğitim veren az sayıda lise vardı. Belli akademik düzeydeki öğrenciler bu okullara yerleştiriliyordu. Oldukça rekabete dayalı, öğrencileri ve velileri strese sokan eğitim sistemini sınav odaklı hale getiren bu durumdan ötürü bir eğitim reform ihtiyacı kaçınılmaz olmuştu. Merkezi yerleştirmeler yerine öğrenciler, evlerine en yakın okullara yerleştirildiler. Ancak belli bir zamandan sonra dar gelirli ve kırsaldaki dezavantajlı öğrenciler ve veliler için kaygı daha da artmıştı. Çünkü evlerine yakın okullarda iyi eğitim alamamışlardı. Bu sistem ciddi anlamda fırsat eşitsizliği yaratınca, velilere ve çocuklara belli bir harç karşılığında başka mahalle okullarını tercih etme şansı tanındı.
Okulların niteliğini arttırmadan iyi sonuç alınamayacağını gören Çinli eğitim yöneticileri, tüm ülkede eğitim niteliği düşük okulları iyileştirme yoluna giderlerken başarılı eğitimcileri de bu okullara transfer ettiler.
Okulların niteliğini artırmadan iyi sonuç alınamayacağını gören Çinli eğitim yöneticileri, tüm ülkede eğitim niteliği düşük okulları iyileştirme yoluna giderken başarılı eğitimcileri de bu okullara transfer ettiler.
Sonuç olarak, öğrencilerin akademik başarısı için mücadele verildi. Bölgeler ve okullar arasındaki eğitim niteliği makası kapandıkça, Çin daha da güçlenerek bugünlerine geldi. Ayrıca, Şanghay bugün PISA’da en yüksek performansı elde ediyor. Çin örneği, bizim şu an yaşadığımız duruma çok benziyor. Kısacası, bütün okulları güçlendirmeden ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamadan iyi sonuç almak çok zor.

Benzer
YKS Başvurularında Son 4 Yılda Düşüş Eğilimi
İlhan Sevin yazdı: YKS,LGS yaklaşırken hep aynı telaş
İlhan Sevin yazdı: Çinliler ve Eğitim
İlhan Sevin yazdı: Eğitime doğru teşhis koymak
İlhan Sevin yazdı: Üniversite sayısı artıyor ama kişi başına gelir artmıyor
İlhan Sevin yazdı: Hiperaktif çocuklar
İlhan Sevin yazdı: Okul ve sınavlar öğrencilere neden sıkıcı geliyor?
İlhan Sevin yazdı : Anılarla yarım kalmış bir mucize köy enstitüleri