İlhan Sevin yazdı: 'Kendini Tanı!'

Peki, biz ne kadar kendimizi tanıyoruz? Ne kadar kendimizin farkındayız? Güçlü ya da güçsüz yönlerimizi biliyor muyuz? Gerçekler karşısında özeleştirimizi yapabiliyor muyuz?  Sevdiğimiz ya da sevmediğiniz şeyler nelerdir?

Bu soruları sormadan ne evrenin sırrını çözebiliriz ne de yaşamın farkında olabiliriz. Çünkü bir insan önce kendisinin farkına varmalıdır ki, sonra evrenin ve yaşamın farkına varabilsin. İşte tam da hayatın özü yine kendimizde gizli değil midir?

Başta da belirttiğim gibi her insan Sokrates’in bu sözünden farklı anlamlar ve mesajlar çıkarabilir. Çünkü öyle sözler vardır ki, dipsiz kuyu gibidir! Düşündükçe derinlere dalar, çoğu zaman derinlikler içerisinde kaybolur gidersiniz.

Bu sözü her işittiğimde ya da hatırladığımda beynimde şu anlamlar çağrışır: “Kendini tanımak,” insanın kendisinin ve potansiyelinin farkında olması demektir. Peki, insan kendisinin ve potansiyelinin nasıl farkında olabilir? Farkındalık için iç yolculuk mu yapmak gerekir? İşte düşündükçe ya da sorguladıkça soru soruyu beraberinde getiriyor.

İnsanın kendisinin farkında olması; kendisine doğru iç yönelim yaparak değerlerinin, yeteneklerinin ve potansiyelinin farkında olmasıdır. Bunu gerçekleştirdiği ölçüde insan özgürdür, huzurludur, mutludur ve başarılıdır. Yaşamında, evlilik hayatında, iş hayatında mutlu olan ve başarılı olan insanlar aslında kendilerinin ve potansiyellerinin farkındadırlar. İşte her şey yine insanın kendisinde gizlidir… İnsan bu gizi ortaya çıkardığı ölçüde diğer bir ifadeyle yine kendisini tanıdıkça iç huzura ve mutluluğa ulaşır. İşte başarı da bu iç yolculukta karşılaşılan özelliklerin değerlendirilmesiyle elde ediliyor.

Bakın, bir insanın kendisini tanıdığı kadar ne onu 9 ay karnında taşıyan annesi ne de genlerini taşıdığı babası tanır. Çünkü insan yaratılışı gereği çözümlenemeyecek kadar karmaşık yani duygu, düşünce ve davranışlarıyla çok boyutlu mucizevî bir varlıktır. Bu nedenle insanın keşfi yürümekle, koşmakla sonu gelmeyecek kadar derin bir yolculuk gerektirir. Bu iç yolcuğu yine insanın kendisi yapmalıdır ki yaşamına dair izleri görebilsin.

Herkesin doğuştan ve yaratılıştan getirdiği yine kendine özgü yetenekleri ve potansiyelleri vardır. Şimdi şöyle bir soru aklınıza gelebilir. “Her insanın kendisine özgü yetenekleri ve potansiyelleri varsa o zaman neden her insan başarılı olamıyor?” En azından Türk toplumu için şu ana kadar ki gözlemlerim ve deneyimlerinden şu tespiti elde ettim: Toplumca gerçek, doğal özelliklerimizin ve yeteneklerimize göre değil de, annemizin, babamızın ve çoğu zamanda toplumsal algının bize dayattığı ya da yakıştırdığı bir arayışa doğru gitmemizden başarıya daha az insanla ulaşabiliyoruz. Yani kendi iç gözümüzle değil başkalarının dış gözüyle kendimize zoraki bir yaşam giydirmemizden dolayı, bilimde, sporda, sanatta, edebiyatta Avrupa’ya, Amerika’ya, Japonya’ya göre daha az sayıda başarılı insan çıkarıyoruz.

İlhan Sevin

Eğitimci

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!