İlhan Sevin yazdı: Yargılama, kıyaslama ve özgüven yitimi
Anne ve babalar çoğu zaman çocuklarını başkalarıyla kıyaslamayı tercih ederek onları amansızca eleştirirler. Bazen kardeşleriyle bazen yakınlarıyla bazen de arkadaşlarıyla kıyaslayarak, eleştirirler. Bir anne-baba elbette ki çocuğunun kötülüğünü istemez. Belki de anne-babalar çocuğunu başkalarıyla kıyaslarken ya da eleştirirken aslında onun başarılı olmasını bekleyebilirler. Ama bunun çok büyük bir yanılgı olduğunu hemen söylemem gerekir. Neden mi?
Bakın, yaşı ne olursa olsun, ister çocuk olsun ister genç ister yetişkin olsun, hiç fark etmez. İnsanoğlu yaratılışı gereği yüzüne yıkıcı eleştiri yapılmasından ya da başkalarıyla kıyaslanmaktan asla hoşlanmaz. Şimdi isterseniz küçük bir deneyle bu durumu hemen gözlemleyebilirsiniz. Karşınızdaki herhangi birine; “Sen beceriksizsin, ya da sen işe yaramaz birisin bak kuzenin ne kadar başarılı oldu ama senden adam olmaz. Hayatımda senin kadar beceriksiz birini görmedim” dedikten sonra o kişin yüzüne dikkatlice bir bakın. O kişinin yüzünün düştüğünü, moralinin bozulduğunu yüz hatlarından hemen anlayıverirsiniz. Bir de iç dünyasını düşünün… İşte insan yaratılışı gereği, başkalarıyla kıyaslanmaktan, rencide edilmekten, yıkıcı eleştirilmekten yani anlayacağınız bu tür söylemlerden asla hoşlanmaz.
Ama maalesef biz toplum olarak çocuğumuz daha emeklemeye başladıktan hemen sonra hatta daha sonraki yıllarda bile şiddetini arttırarak farkında olmadan bu türden söylemlerimizi devam ettiririz. Hele ki çocuğumuzun öğrencilik yıllarında, bu söylemleri çoğu zaman tekrarlar dururuz. Bilmeyerek de olsa çocuğumuzun birçok duygusunu pasif hale getirdiğimizin farkına varmayız.
Anne-babanın ya da büyüklerin, çocuklara karşı yukarıda anlattığım olumsuz söylem, tutum ve davranışları çocuğun iç dünyasında yıkıma yol açar. Bu yıkımın ilk sekteye uğratacağı şey; “çocuğun özgüveni” olacaktır. Özgüven, kişinin yapabilme umudu taşıdığı durumudur. Ya da bir şeyi başaracağına olan inancıdır. Bu nedenle nasıl ki çocuğun özgüven gelişimini arttırmak için ona sorumluluk vermeniz gerekiyorsa, aynı şeklide onu başkalarıyla kıyaslayarak ya da yıkıcı eleştirilerde bulunarak ona en büyük kötülüğü yapmış oluruz.
Bakın, sakın yanlış anlaşılmasın! Eleştiri yapılmalı mı? Tabi ki yeri geldiğinde yapıcı eleştiriler yapılmalı. Hatta ileride daha büyük hatalar yapmaması için yanlışları da söylenmeli. Bu çok farklı biri durum. Ama çocuğunuzu “eleştirirken” sakın “yargılamayın”. Yine onu eleştirirken sakın ola başkalarıyla “kıyaslamayın”.
Anne-baba, eğitimciler olarak, çocuklarımıza karşı söylemlerimizde tutum ve davranışlarımızda farkında olmadan onların bazı duygularının pasifleşmesine neden oluyoruz. Çocuklarımızı başkalarıyla kıyaslarken ya da acımasızca eleştirirken daha ötesinde yargılarken aslında sonucunda olumlu bir davranışı sergilemesini bekleriz. Sizce olumlu davranış gerçekleşir mi? Tabi ki gerçekleşmez.
Çocuğunuzu yargılayarak, onun kişiliğini hedef alırsınız ve yalnız kalmasına hatta içine kapanmasına varacak bir sürece girmesine kapı aralarsınız. Çocuğunuzu kıyaslayarak da, onun başarmak ya da başaramamak ikilemi arasına sıkıştırıp gelişimini olumsuz etkilersiniz.
Kısacası, çocukların özgüven duygusunun gelişimini engelleyen en önemli iki durum, onları başkalarıyla kıyaslamak ve yargılamaktır.
ilhan Sevin
Eğitimci

Benzer
YKS Başvurularında Son 4 Yılda Düşüş Eğilimi
İlhan Sevin yazdı: YKS,LGS yaklaşırken hep aynı telaş
İlhan Sevin yazdı: Çinliler ve Eğitim
İlhan Sevin yazdı: Eğitime doğru teşhis koymak
İlhan Sevin yazdı: Üniversite sayısı artıyor ama kişi başına gelir artmıyor
İlhan Sevin yazdı: Hiperaktif çocuklar
İlhan Sevin yazdı: Okul ve sınavlar öğrencilere neden sıkıcı geliyor?
İlhan Sevin yazdı : Anılarla yarım kalmış bir mucize köy enstitüleri